Skip Navigation Links
Türkçe » Haber : Hastir ordan prof
 
2009-12-27 05:49
Hastir ordan prof
KK-Nûçe
info@kerkuk-kurdistan.com
DIYARBEKIR, 27/12 2009— Zaman gazetesinden Nuriye Akman Ankara Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Abdülkadir Çevik ile uzun bir röportaj yayımlamış. Pskilojıik savaşın öğretmenliğini yapan Çevik, uzun saçmalıyor. Uzun saçmalamasına verilecek cevap; hastir ordan pis savaşın uzantısı.

Demirel’in kontrolünde başbakanlığa bağlı kurulan politik psikolji merkezinde çalışan, Abdülkadir Çevik; Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde mastır dersi, Dışişleri Akademisi ve Emniyet genel müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında ders veriyor.

Bir kere bu anlayışa göre, Türk ordusuna ders vermek kabahatların en büyüğüdür. Sadece o kadar değil, kiişilik bozukluğudur da. Çünkü, işkenceci, katliamcı ve yüzbinlerce insan’ın katili bir ordu’ya ders verip ne yaptıkları ile ilgilenmemek en üst dereceden bir kişilik bozulmasıdır.

Bir şeyi üreten her insan, ürettiği produktun nasıl kullanılacağı, başarılı olup olmadığı kendisini ilgilendirir. Ordu’nun bütün kabahatlarına rağmen, verdiği dersin askerler üzerinde nasıl bir etki yapacağı ile ilgilenmeyen kişi, utanmadan bilim ve nesnellikten söz ediyor.

Memur kılıklı prof, Nuriye Akman’ın ordu’nun gelişmeleri nasıl hissettiği sorusuna karşılık, ordunun çok masumane bir şekilde kendisine haksızlık yapıldığını düşündüğünü söylüyor. Sanki ordu darbe yapan ve Kürdistan’da Kürt’leri asit kuyularında, kalorifer kazanlarında yakan ordu değilmiş gibi, ordunun kabahatlarına gerekçe bulmaya çalışıyor.

Nuriye Akman’ın sorularına şöyle cevap veriyor:

-Peki ya ordunun topluma karşı yönelttiği psikolojik savaş? Siz bunu da görebiliyor musunuz?

-Topluma karşı normal olarak hiçbir ordu psikolojik harekat yapmaz.

-Ama yapıyorlar işte. Onca belge çıktı ortaya. Özel harp daireleri var. Bu iş için insanlar maaş alıyorlar.

-Benim o konuyla bir ilgim yok. Ancak bu söylemler toplumda bir belirsizlik yaratıyor ve bu da gerilim ve ikilem oluşturuyor. Esas psikolojik harekat budur. En büyük güç parlamentodur, siyasi erktir. Benim algılamam, oradaki bazı subay hocalarla karşılaşıyorum, yani bir bakıyorum ki hiçbir biçimde onlarda parlamenter sisteme inanç, demokrasiye bağlılık yönünden bir eksiklik yok. Belki ben hissetmiyorum. Belki alıngaçlarım çalışmıyor.

Ya o zaman seninle askerlerin algısı arasında bir fark yok. Zaten algılama arasında fark olmadığı zaman, terslik te görülmez.

Nuriye Akman’ın sıkıştırması üzerine de şöyle diyor:

-Hocam sizin politikanın psikolojisini görebilmek için gündemi iyi takip etmeniz lazım. Bütün bu Ergenekon davaları iddianamelerini falan okumanız lazım. Bütün bu genç subaylar tedirgin haberlerinin provokasyonun bir parçası olduğunu gördükten sonra belki değerlendirmeleriniz daha farklı olurdu.

-Ben ders veriyorum ya subaylara, orada o tedirginliği zaman zaman hissediyorum. Onun için söylüyorum. Onlar o tezgâha gelmişse o ayrı mesele. Ben hissettiğim şeyi söylüyorum size. Ben ajan değilim ki araştırayım altında ne yatıyor. Komiser de değilim. Ben sadece algıladığım şeyleri söylerim. O algıladığım şeyin altında ne yatıyor, kim ne provokasyon yapıyor o beni ilgilendirmiyor.

İlgilendirmiyor mu?

İlgilendiriyor hem de fazlası ile. İş Kürt’ler olduğu zaman, yalan teorileri üretmeği bilirsin ve Kürt’lerin hangi tezgahlara getirlmesi gerektiğini en ince noktasına kadar hesaplarsın. Uyduruk teoriler ile analiz adı altında Kürt’lere psikoljik savaş uygularsın, ama iş askerin işlediği cinayetlere gelince seni ilgilendirmez. Sen sadece dersini verirsin.

Sözde prof, DTP’lilerin Abdullah Öcalan’a karşı suçluluk psikolojisi içinde olduklarını söylüyor ve onun için Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarının iyileştirlmesini talep ettiklerini söylüyor.

Bu tam uydurma bir teoridir. Daha doğrusu Kürt’lerin öyle olmasını salık veren bir teoridir. Yüzbinlerce evladını kurtuluşa kurban etmiş ve yüzbinlercesini işkence ve hapishanelere göndermekten çekinmemiş bir millet, suçluluk psikolojisi yaşamaz.

Ne idügü bellirsiz bir kişiyi Atatürk yapan ve ordu generallerini güreşçi, general, bakan, asilzade kız ve karılarını kontrmatris olarak kullanan Atatürk’e ses çıkaramaynalar tarvama yaşar sayın profesür. Kürt milleti başı dik ve onuru ile ölmeyi bilen, mücadelci bir milettir. Yenilmeyi bilmeyen bir milettir.

Abdullah Öcalan meselesine gelince, DTP’li veya Abdullah Öcalan’a bağlanan Kürt’lerin nasıl bağlandığı nesnel temellere dayanıyor. Psikoloji ile ilgili değil. Türk ordusu, medyası ve tüm krumları ile Kürt’leri Abdullah Öcalan’a bağlamaya çalışıyor. 30 yıldır bu işi yapıyor ve bunu; para ile, silah ile, göç ile, işkence ve ölüm ile yapıyor. Türk ordusu olmazsa Abdullah Öcalan bir hiçtir.

Denenmesi şimdilik olmazsa bile mümkün olacaktır. Ama yaşanmış örneklerinden hareket ile nasıl olacağını tahmin etmek mümkün. Kan kardeşiniz Saddam Hüsseyin ve Saddam’ın Kürdistan’da kurduğu partisi %99.9 oy alıyordu. Ama şimdi Saddamcı tek kişi yok. O fikirleri savunan da yok.

Prof saçmalamakta sınır tanımıyor ve sanki Kürt sadece göçe zorlanmış, terör yaşanmış ve ondan dolayı da haksızlığa uğramışlar ve bu da belli bir psikolojik temel yaratmış. Zaten bu tür saçmalıkları ancak bir Türk profesür yapabilir ve hastır demek yetiyor.

Prof da diğerTürklerin yaptığı saçmalığı tekrarlıyor. Akman soruyor ve o cevaplıyor:

-Bir de şöyle bir gerçek var. Evet şiddet kötüdür ama şiddet sayesinde onların sözü dinlenilir hale gelmedi mi?

-Biz toplum olarak ne kadar demokratız? Aile içinde demokrasi var mı, yok. En eğitimli ailelerde dahi, profesör olmuş insanların dahi eşine şiddet uyguladığını biliyorum. Onun için kimse kimseyi aldatmasın. Biz daha temelde demokrat bir aile yapısı geliştirebilmiş değiliz. Güneydoğu insanımızın az gelişmişliğini hem birey, hem toplum olarak, hem de feodal düzenin yapısını dikkate alalım. Allah, peygamber ve üçüncü kişi ağa.

O zaman sormak lazım.

Neden Türklerin milyonluk ordusu, polisi, iti ve mit’i şiddetin en şedidini uygulamasına rağmen o sonucu elde edemedi?

Neden ölüm koyuları, nazi fırınları ve asit kuyuları aynı sonucu yaratamadı?

Neden Türk devleti Kürt Ağa’sını yenemiyor?

Neden Osmanlı Kürt aşireti’ni, tarikatını ortadan kaldıramadı?

Hasstır ordan prof.

Eli kalem tutan her Kürd’ün bir hasstir yazısıs yazması ve yaymlaması vazifedir. Türk medyası’nın psikoljik savaşına karşı, bu aşamada verilecek en iyi cevap HASTIR dir.

Kerkûk Kurdistan e sitesi, okuyuculardan gelecek HASTIR başlıklı yazıları yayımlamaya hazırdır.