Destpêk
Kurdî
Türkçe
English
Info
Kontakt
Search
Nûçe
Nivîsar
Kultur
Hevpeyvîn
Belge
Foto
Kerkûk
Kurd û Europa
Haber
Makale
Kültür
Röportaj
Belge
Foto
Kerkûk
News
Articles
Culture
Interview
Documents
Photo
Kerkuk
Destpêk
»
Türkçe
»
Röportaj
Artık askeri darbe olmadan Ergenekon hakimiyet
Ey Kürt milleti dostlarını tanı – M. Ali Birand
Ey Kürt milleti dostlarını tanı – M. Ali Birand
Apocu hareket demokrasi’yi engelleyicidir
Abdullah Öcalan’ın sümüğü kadar değeriniz yok mu?
Abdullah Öcalan’ın algılaması
Kürdistan altını'nı başkalarının bakırı ile
Abdullah Öcalan'ın dönüşünü kullanmışlardı
Beyaz bayrak kaldırırken “zafer” diye bağırmak
Mexmur'dekiler niçin gitmişti?
Generalin böylesini severim
12 Eylül PKK’yi güçlendirmek için yapıldı
İlker Başbuğ’un ABD ziyareti
Kim kime “ayı dayılık” yapacak?
Murat Karayılan durumu objektif değerlendiriyor
Leş kargaları gibi Kürt töre’lerine saldırdılar
Tarihi yalanları düzeltmek 2
Kürt ve Kürdistan için seçim değerlendirmesi
PKK ve Abdullah Öcalan ile yapılacak anlaşmalar
Türk-İsrail ilişkileri ve Davos
Bu aptallığın adını devletin bölünmez bütünlüğü
Eskiden böyle mi olurdu?
Yalçın Küçük Ergenekon’da sıradışı mı?
Ergenekon operasyonu ve doğru tutum
Tarihi yalanları düzeltmek I
TRT şeş ve dersler
Kürt’ler belediye seçimlerinde etnik siyaseti
Yeni bir süreç
Egenekon ve Apocular II
Ergenekon ve apocular I
Travmatize olmayanlar
Abdullah Öcalan ve İlker Başbuğ'un Atatürk'ü
ABD top secret belgelerinde, 1960 askeri
Bu kadın Türk’tür
Devşirme bir köylü: Abdullah Öcalan, Devşirme bir
Kafalarına Gaffur’un pijamasını geçiren ’yerliler’
Psikolojik savaş ve medya
Türkler Kral Abdullah üzerinden Araplara
Bu coğrafyada izinsiz ve zamansız savaş
Felîtê Quto’luk oynamak isteğenlerin Mamê
Sayin Prof. Halil İnalcık endişelenmekte ve
Türk devletinin cibilliyetine değil kabiliyetine
Bir Anonim Şirket
Birileri Ertuğrul Özkök’ü tuşa getirdi
Bazen yalan söylemek yararlı olmuyor
’Kahraman Türk Ordusu’ hayalleri
Türk devletinin çıkmazı
İttihatçıların bile dile getirmediği tez: Alevi
İttihatçı tez: Kürtlerin Türkmenliği
Problem uyduruk millet kurma projesidir —II—
1
2
3
4
5
Türkiye'de iki resmi dil olmalı
Kaynak: Radikal, 14/2 2005
-------------------------
NEDEN? Şerafettin Elçi
Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Türkiye'nin gösterdiği tepki, Türkiye'deki Kürt sorununun varlığını bir kez daha ortaya koydu. Ankara ve Ankara'nın resmi politikasını destekleyenler Kuzey Irak'ta olan bitenle ilgili görüşlerini açıkladılar. Medyada da bu konuda Türk bakış açısından birçok görüş yayımlandı. Ama Türkiye'deki Kürtlerin bu konudaki görüşleri aynı oranda yer almadı. Belki bu tek gerçek bile Türkiye'deki Kürt meselesinin ciddiyetini ortaya koyuyordu. Biz de, Kürt aydınlarının en önde gelen isimlerinden biri olan, açık sözlülüğüyle ve dürüstlüğüyle tanınan, bir dönem hem bakanlık hem de bakanken 'Ben Kürdüm' dediği için 'mahkûmluk' yapmış olan Şerafettin Elçi ile Türkiye'deki Kürtlerin Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması ihtimaline nasıl baktıklarını, Türkiye'de neler yapılmasını beklediklerini, nelerden şikâyet ettiklerini, Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını nasıl değerlendirdiklerini konuştuk. Yeni bir parti kurmaya hazırlanan Şerafettin Elçi'nin kurucusu ve başkanı olduğu Demokratik Kitle Partisi bir süre önce kapatılmıştı.
Mesud Barzani’nin rüyası Kürdistan’ın güneyinden daha büyük
SELAHADDİN, 7/2 2005 — Tek ülke, tek ulus olan Irak, geçen ayın 30’unda tarumar oldu ve Ortadoğu’da yeni bir dünyanın temeli atıldı. Kürt halkı Kürdistan’da ve Arap halkı da Irak’ta AB’nin ve Ortadoğu diktatörlüklerinin yüzüne bir yumruk indirerek, onları o yüz karası durumun içinde bıraktı. Kürdistan ve Irak’taki seçimler, Ortadoğunun artık statükocuların ve istibdadın yeri olmadığını gösterdi. (Foto: Mesud Barzani)
Bu seçimler, Kürt halkına da yep yeni bir ufuk açtı. Komşu devletler de artık Kürtlere yan bakıp siz bir şey olamazsınız diyemezler. Kürtler, Kürdistan’ın güneyinde, üzerinde bulundukları zemini sağlamlaştırmakla yetinmediler, aynı zamanda Bağdat’ta da onlarsız bir şeyin yapılamayacağını ispat ettiler ve Irak’ın da onlara mecbur olduğunu gösterdiler.
Halid Salih: Kürtler ne oldukları konusunda kendileri karar vermelidir
STOCKHOLM, 30/10 2003 — Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye hakkındaki raporunu açıkladıktan sonra, Kürtlerin rolü ve kimliği konusunda geniş bir yelpazde yoğun tartışmalar yapılmaya başlandı. Bu konuyla ilgili, Odensey’de bulunan “University of Southern Denmark”da öğretim görevlisi olan Dr. Halid Salih ile bir söyleşi yaptım. Halit Salih, Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili bir araştırma yapıyor; bu araştırmasını da, bir kitap şeklinde hazırlıyor.
Halit Salih, AB’nin Türkiye’yi değişim ve AB üyelik sürecinin içine tam sokmak için, şimdilik tatik olarak Türkiye’nin üzerine gitmediğini söylüyor ve katılımla iligi müzakereler başladıktan sonra, asıl önemli değişikilklerin Türkiye’de gündeme geleceğini belirtiyor.
Ingmar Karlsson: Kürtler, Kürt ve Avrupalı olduklarını söyleyecekler
STOCKHOLM, 18/10 2004 — İsveç İstanbul Konsolosu Ingmar Karlsson, oldukça önemli bir tecrübe sahibi olan bir diplomattır; Şam’da elçilik yapmış, İslam üzerine ve Doğu-Batı ilişkileri hakkında birçok kitabın yazarıdır. Ingmar Karlsson, Türkiye’nin AB üyeliğine inanıyor, hararetle Türkiye’nin üyeliğini destekliyor; Türkiye’nin ve Kürdistan kuzeyinin illerinde dolaşıp, Türkiye’nin AB üyeliği üzerine seminerler veriyor. (Foto: Ingmar Karlsson)
Kuşkusuz Ingmar Karlsson, Kürtleri de yakından tanıyor. Karlsson, Türkiye’nin kendini reforme edeceğine, Kürdistan’ın kuzeyindeki Kürtlerin hem siyaset yapabilme imkanını bulabileceğine hem de kültürel haklarına kavuşacaklarına da inanıyor. Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili ve bu süreçte Kürtlerin rolü hakkında kendisiyle uzun bir söyleşi yaptım. Öyle inanıyorum ki, Karlsson genel bir çerçeve içinde bütün AB yetkililerinin görüşlerini yansıtıyor. O nedenle bu söyleşi, bu konuda AB diplomatlarının görüşlerini yansıtan küçük bir ayna olarak değerlendirilebilir.
Ahmet Zeki Okçuoğlu: Çivi çiviyi söker
MUSTAFA AYDOĞAN
STOCKHOLM, 12/10 2004 — Abdullah Öcalan yakalanmadan önce bu çizgiye muhalefet eden bir aydın olarak tanınıyordu. PKK lideri İtalya’da iken ‘Quo vadis Öcalan?’ diye başlık atmıştı, dergisinin ikinci sayısına. ”Ancak Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasından sonra yaşanan süreç, Kürt tarihinin önemli bir kesitini oluşturan son onbeş yıllık dönemin nesnel olarak değerlendirilmesi için oldukça önemli. Bu sürecin gün ışığına çıkarılması gerekiyor” diyerek avukatlığını üstlenmiş ve herkesi birden şaşırtmıştı. Ama Öcalan vakası ile sürdürdüğü dergisinin 4. sayısında, Abdullah Öcalan’ın ”Devletin ve Başbakanlık Eşgüdüm Merkezi’nin çizdiği çerçeve içinde savunma yapacağım” demesinden sonra, O’nu, Kürtleri savunma konusunda ikna edemediğini itiraf edip, Öcalan’ın, onun deyimiyle, ”avukatlara savcı yardımcılığı öneren” tutumuna karşı tavır alarak, avukatlığından çekilme kararı almıştı.
[I] – Osman Öcalan: Yurtseverlik hiçbir zaman PKK için esas olmadı
» Osman Öcalan, Faysal Dunlayıcı ve Nizamettin Taş
KURDISTAN–STOCKHOLM, 19/9 2004 — Abdullah Öcalan 1970'li yıllarda Kürdistan İşçi Partisi’ni (PKK) anti-Kürt bir terör örgütü olarak kurdu ve PKK’ye katılan Kürt yurtseverlerin amacı ne olursa olsun 30 yıldır Abdullah Öcalan ve partisi, Kürt siyasetinin önünü tıkamakla meşguldür. Ancak Abdullah Öclan’ın partisi, bugün geri dönüşü olamayan bir şekilde ortasından, can damarından parçalanmış durumdadır. 30 yıldır PKK’ye hizmet yapan Osman Öcalan (Ferhad), Faysal Dunlayıcı (Kani Yılmaz) ve Nizamettin Taş (Botan) gibi kişiler, bugün PKK’nin yurtsever olmadığı kanaatine varmışlar. Hani, “yanlışın neresinden dönülürse kardır” şeklinde bir söz var.
Husro Goran: Musul sorunu Kürdistan sorunudur
STOCKHOLM, 14/9 2004 —1960 yılında Berdereş’te* doğdu. Örgütsel ve siyasal yaşama, 16 yaşında KDP üyeliğiyle katıldı. 18 yaşında, Musul’da öğrenimi sürdürdüğü bir dönemde, ilişkileri güvenlik güçleri tarafından tesbit edildi ve o andan itibaren ait olduğu kentte barınma olanakları ortadan kalktı. Bu nedenle 1978 yılının bir kış gününde, sevgili kentini, güneş doğmadan terk etmek zorunda kaldı. 18 yaşında sokaklarını, arkadaşlarını, yoldaşlarını, dostlarını ve tanıdıklarını geride bırakan bir genç, başını sadece bir kez çevirip, kentinin tüm bildik yerlerini üzgün gözlerle süzdü. Karanlığın gazabından kaçan bir delikanlı ülkesinin dağlarına sığınmak zorunda kaldı Yüksek dağlara sığındığı andan itibaren de, Gare, Hayır, Metinan ve Komate’de gezmedik yer bırakmadı. Adım adım, patika patika, vadi vadi, köy köy dolaşıp olgunlaştı. 1980 yılından sonra da, Kuzey Avrupa’ya doğru yola çıktı ve bir Newroz akşamı İsveç’in başkenti Stockholm’da soluk aldı.
Derwêşê Sedo: Kemal Atatürk gericiydi, Türkiye’nin sınırları sunidir, bu sınırları tanımıyoruz
HEWLER, 23/8 2004 — Abdullah Öcalan teslim olduktan ve Türk askerleriyle açık işbirliğine girdikten sonra, PKK-Kongra-Gel Kürdistan’ın kuzeyindeki Kürtler arasında her geçen gün bir kat daha ağırlığını kaybetmeye başladı. Ayrıca Apocular birbirine girmiş durumdalar; Apocu hareket parçalanıyor, bölünüyor ve Apocuların Kürdistan’ın kuzeyindeki Kürtlerin üzerindeki korkusu da eskisi gibi kalmamıştır. Artık Diyarbakır kahvehanelerinde insanlar açıkça Abdulah Öcalan’ın büyük bir hain ve Türk devletinin bir hizmetçisi olduğunu söyleyebiliyorlar. Bu nedenle Türk ordusu ile Apocular, Kürtler üzerindeki eski törer günlerini yeniden tesis etmeye çalışıyorlar ancak Ortadoğu’daki yeni konjonktür, onlara nefes aldırtmıyor, eski tergünlerini geri getirme fırsatını tanımıyor. (Foto: Derwêşê Sedo)
Bir Kürt de cumhurbaşkanı olacak
ANKARA, 14/6 2004 — Türkiye yıllardan beri çözemediği sorunları yavaş yavaş ardında bırakıyor. Televizyonda Kürtçe yayının başlaması, DEP'li milletvekillerinin serbest bırakılması, yasaklardan ve şiddet anlayışından, artık fikirlerin tartışılacağı daha normal günlere geçmeye çalıştığımızın önemli işaretleri. Görülüyor ki, Avrupa Birliği yolunda yürürken, bu birliğin anlayışına uygun olarak 'en aykırı fikirleri bile barışçı bir ortamda tartışma' imkânına kavuşabileceğiz. Kürt vatandaşların ve onların kanaat önderlerinin görüşleri, demokrasi çerçevesindeki tartışmalarda yerini alacak. 1980 öncesinde bakanlığı sırasında 'Kürt olduğunu' söylediği için hapse atılan ve her zaman şiddete karşı çıkan, siyasi tavrıyla da en saygın isimlerden biri haline gelen Şerafettin Elçi, demokratik bir çerçevede neler tartışılabileceğini ortaya koyan ilk isimlerden biri olarak göze çarpıyor. Şerafettin Elçi, kelimelerden ve kavramlardan korkmadan, şiddetin önünün özgürlüklerle kesilebileceğini göstererek, yeni tartışmaların yolunu açıyor.
Zawite Özel Ordusu Kürdistan’ı savunmaya hazır
ZAWİTE, 9/1 2004 — Zawite; Behdinan bölgesinin orta kesiminde ve Duhok’un 12 km doğusunda yer alan, dört mevsimin ayrı güzelliklerde yaşandığı iklim yapısı, ormanı, yeşilliği ve dinlenme yerleri ile Güney Kürdistan’daki turistik beldelerden biridir. Coğrafyası ve doğal güzelliklerinin yanı sıra, Kürt Ulusal Direnişlerinin en büyüğü olan 1961 Eylül Devriminde oynadığı rol, Zawite boğazı ve Qantara boğazında yaratılan destansı mücadeleler ile de tanınır ve bu yönleri ile Kürt Ulusal Direniş Tarihindeki onurlu yerini almıştır. (Foto: Aziz Veysi)
Celal Talabani: Türk askeri girmesin
Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani NTV Roma muhabiri Lütfullah Göktaş’ın sorularını yanıtladı.
21 Temmuz 2003 — KYB Lideri Talabani, Kuzey Irak’ta Türk askerlerine görev verilmesini istemediklerini söyledi. Talabani, PKK/KADEK konusunda ise çözümün genel af olduğunu belirtti.
Mahmud Osman röportajının tam metni
ERBİL, 18/7 2003 — NTV Bağdat Muhabiri Nazmi Akyol, Irak Geciçi Hükümet Konseyi Üyesi Mahmud Osman ile Erbil’de konuştu.
Abdülmelik Fırat: PKK bir provokasyon hareketidir
Şeyh Sait’in torunu Abdülmelik Fırat, Türkler ve Kürtlerin tarih boyunca ülkeleri için beraber mücadele verdiklerini; Osmanlı İmpatorluğu’nun son dönemlerinde diğer bütün uluslar bir bir bağımsızlıklarını ilan ederlerken, Kürtler’in tahriklere rağmen buna yanaşmadıklarını söylüyor.
Mesut Barzani: Bölgesel bir müdahele olursa, savaş çıkar
»22/01 2003 Mesut Barzani ile söyleşi
SERÊ REŞ / SELAHATTİN – KÜRDİSTAN, 22/1 2003 — Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesut Barzani, Avrupa ve komşu ülkeleri kapsayan uzun bir geziden sonra bu ayın 14’ünde Kürdistan’a geri döndü. Barzani’nin dönüşünden bir gün sonra da, ben Kürdistan’a geldim.
Mesut Barzani söz konusu gezisi boyunca Kürdistan’ın kendileri için bir tehlike oluşturmadığına ilişkin komşu ülkeleri ikna etmeye çalıştı. Londra’da toplanan Irak Muhalefet Kongresi’nde aralıksız sürdürdüğü çabalarıyla da geleceğin Irak ve Kürdistan’ının bir federasyon temelinde yeniden kurulacağı onaylandı.
Kimse tek başına gelmesin
ANKARA, 30/12 2002 — ABD'nin, BM raporunun açıklanacağı 26 Ocak'tan sonraki bir tarihte, raporun içeriği ne olursa olsun, Irak'a müdahale etmesine kesin gözüyle bakılıyor. PDK Ankara Temsilcisi Sefin Dizayi, Türkiye'nin ve ABD'nin savaş politikalarını ve PDK'nin savaşta izleyeceği çizgiyi değerlendirdi.
Sefin Dizayi: — Evet gerekçe çok. Biz bunu her zaman, resmi ve açık şekilde söyledik. Hangi ülke olursa olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun tek başına, Amerika'nın çizdiği programın dışında hareket ederse buna sıcak bakmayız. Nedeni ne olursa olsun, sıcak bakmayız.
Şerafettin Elçi: Amacımız Kürt Muhalefetini Parlamentoya Taşımaktı
Şerafettin Elçi:— “Eğer böyle bir yapıda bize de bir görev düşerse, bu görevden çekinmeyiz, katkımız da olabilir; geniş herhangi bir ittifakın sağlanmasında da yararlı olabiliriz. Ancak eğer biz bu oluşumun içinde yer alacaksak inisiyatif sahibi olmamız gerekir. Bu yalnız gelip aday olmakla yetinilecek bir konu değil.” şeklindeki düşüncemizi de kendilerine ilettik.
Avukat Eren Keskin’i bir yıl mesleğinden eden röportajın hikayesi
ISTANBUL, 22/11 2002 — Yıl 1995, Newroza’a bir kaç gün kala, Eren Keskin’le röportaj yapmak için - bugün onun “başını yakan” röportaj - Sultan Ahmet’teki bürosunda görüşmüştüm. Ancak bu konuya geçmeden Eren’in temel bir özelliğine dikkat çekmek ve birkaç şey söylemek istiyorum:
20. Yüzyılın sonunda Latin Amerika diktatörlükleri çözüldü — sıra Ortadoğu diktatörlerinde
Ümit Fırat: — Dünya yeni bir döneme girdi; dünyanın gidişatını yakından izleyen, aklı başında düşünen insanlar, bunu böyle ifade ediyor. Artık dünya bir takım devletlerin başına diktatörler yerleştirerek yönetilme noktasından uzaklaşmaktadır. Yeterince olmasa da halkın iradesini temsil eden-edebilen veya halka daha yakın duran birileri işbaşına geçiyor.
Mesûd Barzani ile söyleşinin tam metni - El-Cezire
BARZANİ: “Amerika’nın bize verdiği güvenceler var. Irak’ın işlerine herhangi bir dış müdahale olmayacak. Bu sadece Türkiye’yle ilgili bir mesele değil. Biz bölgede yapılacak her türlü müdahaleye karşıyız. Üzerine basarak söylüyorum. Tehdit söylemini reddediyoruz.